Mustafa Destici Çocuklara Karşı İşlenen Suçlarla İlgili Üzüntüsünü Böyle İfade Etti

"İNSANLIK DIŞI ZİHNİYETLERLE YAN YANA OLMAYACAĞIZ"

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici dün bir evladi dünyaya gelen Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ve eşi Esra Albayrak'ı tebrik ederek " Maliye Bakanımız Berat Albayrak ve eşlerinin doğmuş olan evlatlarına hayırlı ve uzun ömürler diliyor, aileyi tebrik ediyorum. Hepimizin tepki gösterdiği, sosyal medyada yer alan ifadelerle ilgili birkaç cümle etmek istiyorum: Muhatap olduğumuz anlayış ve üslup bizim nerede ve nasıl duracağımızı da belirliyor. Bu ahlak dışı, insanlık dışı şahıs ve zihniyetlerle dünyada da ahrette de yan yana olmak istemiyoruz, olmayacağız." ifadelerini kullandı. 

"VATANI KORUMAK ÇOCUKLARI KORUMAKLA BAŞLAR"

Çocuklara karşı işlenen suçlar konusunda da tepkisini ifade eden Mustafa Destici "Üstlendiğimiz görevler gereği, dünyanın, ülkenin ve siyasetin hızla değişen gündemini takip etmeye çalışıyoruz. Millet adına görev yaptığımız yoğun ve yorucu koşuda hiçbir şey bizi “çocuklara karşı işlenen suçlar” kadar yıpratmıyor. Milletimizin, “çocuklara karşı işlenen suçlar konusunda” üzüntüsüne ve isyanına her seferinde şahit oluyor, sık sık “bu probleme artık çözüm bulun.” çağrılarına muhatap oluyoruz.

Geçtiğimiz bir hafta içinde, yine, iki çocuk cinayeti haberiyle sarsıldık. Öncelikle Kayseri Pınarbaşı ve Giresun Bulancak’ta vefat eden evlatlarımıza rahmet diliyorum. Öncekiler gibi, ikisinin de acısını yüreğimizde hissettik. Yaşananlar, içinde bunduğumuz topluma ve sosyal hayata dair pek çok şeyi sorgulamamıza sebep oluyor. Suçluların yakalanması ve cezalandırılması bile, ne üzüntümüzü ve geleceğe dair endişelerimizi azaltıyor, ne de kamu vicdanında açılan derin yaralara deva oluyor. Eğitim, ahlak, güvenlik ve elbette yargı konularında atmamız gereken adımlar var. Devlet, bütün kurum ve kuruluşlarıyla, çocuklarımızın güvenliğine dair, acilen ve ciddiyetle üzerine düşeni yapmalıdır. Öncelikle, telaffuz etmekten bile utanç duyduğumuz “pedofili” ve çocuklara yönelik şiddet suçlarıyla ilgili bir çalışma grubu oluşturulmasının zaruri hale geldiğini düşünüyoruz:  Eğitim, tıp (psikoloji), güvenlik, iletişim ve hukuk alanında uzmanlardan oluşacak bir kurul, devletin konuyla ilgili alması gereken tedbirler ve atması gereken adımlarla ilgili bir yol haritası oluşturmalı, hemen ardından ve acilen ilgili yasal düzenlemeler de yapılmalıdır. Daha önce de defalarca, konuyla ilgili kanaatlerimizi dile getirdik: Bir suç bir ülkede önlenemiyorsa, yapılması gereken ilk iş, o suçla ilgili cezaların gözden geçirilmesidir.
Unutmamak lazım: Bir toplumun asıl ruhunu en iyi gösteren parametreler, o toplumda çocuklara nasıl davranıldığı ve korunduğu konusuyla direkt alakalıdır.

Şimdi;
Caniler el kadar yavrulara hiç acımadan kıyacak... Ama sistem o canilere kıyamayacak!
Böyle adalet olur mu?
Yok öyle bir dünya.
Eğer; çocukları, kadınları, doğayı, canlıları koruyamayacaksak, bu gerçekten karanlık bir çağda yaşıyoruz anlamına gelir.
Unutmayalım: Vatanı korumak çocukları korumakla başlar! Merhum Abdurrahim Karakoç Ağabeyim
"Kalmışım ara yerde, tozdayım, dumandayım, kirli bir mekandayım, iğrenç bir zamandayım." derken çok haklıymış.
Çocuk cinayetleri hakkında bir detay:
Bizler cinayetleri; çocuk, yaşlı,kadın,vs olarak ayırıp ele almıyoruz.  Bize göre tüm cinayetler insanlık suçudur. Tüm dinlerde de, meşru müdafaalar dışında, “öldürmeyecekseniz” emriyle yasaklanmış evrensel bir suçtur. Fakat korunmaya muhtaç ve kendilerini savunamayan çocukların yaşlıların engellilerin maruz kaldıkları şiddet ve cinayetler en alçak suçtur. Biz ısrarla; “ucunda ölüm yok ya” motivasyonuyla işlenen bu cinayetlerin kesin failleri hakkında idam istememizin sebebi budur. Sınırları belli olan ve istismara kapalı bir şekilde devreye sokulmuş idam cezası; insani, vicdani ve hayati bir hukuki uygulamadır." şeklinde konuşarak özellikle çocuklara karşı işlenen suçlarda cezaların çok daha sert olması gerektiğini savundu. 

"PEK ÇOK BARO MARJİNAL GRUPLAR TARAFINDAN YÖNETİLİYOR"

Baroların yapısıyla ilgili hazırlanan teklif konusunda da görüşlerini paylaşab BBP Lideri Destici "Biliyorsunuz uzunca bir süredir, ülkemizde barolar örneği üzerinden, meslek odalarının çalışma, seçim ve yeniden yapılanmalarını tartışıyoruz.  Bu hafta itibariyle, “Avukatlık Kanun Teklifi” görüşülmek üzere Meclis’e gelmiş bulunuyor. Bu konu ülkemiz için yeni bir tartışma değil. Maalesef, uzun yıllar, bazı barolar ve meslek odaları, asli görevleri olan “mesleki standartları yükseltmek”, “hizmet kalitesini artırmak” yerine günlük politik çekişmelere taraf oldular. Baroların da içinde olduğu bazı meslek kuruluşlarının politikayla iç içe olma, sosyal meselelerde, hatta milletin değerlerine dair konularda taraf olma çabaları, kendi görev alanlarıyla ilgili, üyelerine kendilerinden beklenen katkıyı yapamamalarına, o meslek gruplarından hizmet alanlar ve üyelerinin büyük bir çoğunluğu için genel bir memnuniyetsizliğe sebep oldu, olmaya da devam ediyor. Kabul etmeliyiz ki pek çok baro ve meslek odası uzun yıllar, kolay organize olabilen marjinal gruplar tarafından yönetildi, yönetilmeye devam ediyor. Bu gruplar, bu kuruluşları kendi ideolojik hedefleri doğrultusunda kullandılar. Barolar ve meslek kuruluşlarının önemli bir kısmının, temsil ettikleri üyeler ve ileri taşımakla görevli oldukları meslek alanlarıyla ilgileri tek bağları, büyük bir titizlikle tahsil ettikleri aidatlar ve kongreden kongreye yapılan delege hesapları oldu. Çok kötü ve acı tecrübelerimiz var. Demokrasinin kesintiye uğradığı ve millet iradesinin vesayet altına alınmaya çalışıldığı dönemlerde bazı baroları, meydanlarda “orduyu göreve çağırırken”, millet iradesine yönelen, müdahaleleri, muhtıraları, darbeleri alkışlarken gördük. Başörtüsü yasağı üzerinden, toplum, bir bütün olarak, o günün “resmi ideoloji”sine göre “hiza – mesafe”ye sokulmaya çalışılırken, bazı baroları yasakların, haksızlıkların, hukuksuzluğun sözcüsü ve tetikçisi olarak gördük. Meslektaşlarını korumayla görevli baroların bir kısmının, o günlerde, üyelerini, işsiz ve aç bırakma yarışına girdiklerini milletimiz de biz de unutmadık. Marjinal grupların ele geçirdiği barolar üzerinden, adalet mekanizmasının en önemli unsularından biri olan “savunma”nın resmi temsilcileri, tarafsızlık bir tarafa, milli meselelerde bile ideolojilere yaslanan, milletle kavga etmeye çalışan bir“taraf” haline getirildi. Son olarak, hepimizin bildiği gibi, Ankara Barosu, ayetler üzerinden devletin Diyanet İşleri Başkanlığı’na ve inançlarımıza hakaret etme gibi affedilemeyecek bir rezalete imza attı. Verdiğimiz örneklerin hiçbiri, baroların varlık sebepleriyle bağdaşan fiiller değildir. Bugün feryat edenlerin, seslerini, yönettikleri kurumları mecrasından çıkaran yöneticilere yükseltmelerini tavsiye ediyorum.
Yaşananlar, sadece bir meslek grubunun değil hepimizin problemidir ve artık köklü ve kalıcı bir çözüm bulunması gerektiğini düşünüyoruz.  Baroların yeniden yapılanmasına dair düzenlemelerin, “hukuk eğitimi”, hukuk etiği”, “adaletin işleyişi” ve “savunma hakkı” alanlarına taşınmaya çalışılmasını ise konunun esasına yapılmış bir haksızlık olarak değerlendiriyorum. Tekraren ifade edelim: Baroların ve meslek odalarının, bütün üyelerin temsil edildiği; temsil ettikleri mesleğe, onun gelişimine katkı yapan; mesleğin, üyelerin ve hizmetin standartlarını yükselten; bunun yanı sıra hizmet kalitesini artırmayı hedefleyen kuruluşlar haline gelmesini istiyoruz. 
İlk tercihimiz, “baro meclisleri” şeklinde yapılanan, sadece kongreleri kazanan listelerdekiler yerine, her kesimden ve bölgeden temsilcilerin yer aldığı bir yapılanmaydı. Bununla birlikte, milletten yetki alanların tercihlerine saygı gösteriyor, millet iradesinin tecelli ettiği Türkiye Büyü Milet Meclisi’nin kararının saygıyı hak ettiğini düşünüyoruz. Taslağı incelediğimizde ise öngördüğümüz ve talep ettiğimiz düzenlemelerin önemli ölçüde karşılandığını görüyoruz.
Delegasyonla ilgili düzenlemeyle, Barolar Birliği’ne, üç büyük şehir olan İstanbul, Ankara ve İzmir’in dışındaki barolarındaha fazla katkı sağlama imkanı bulacakları kanaatindeyiz. “Çoklu baro”nun, teklife göre, sadece üç büyük il olan İstanbul, Ankara ve İzmir’de mümkün olabileceği görülüyor. Teklifle, özelikle üye sayısı 50 bini bulan ve her yıl, üye sayısı pek çok baronun toplam üyesi kadar artan İstanbul başta olmak üzere, bu şehirlerde kurulacak diğer baroların mevcut tıkanıklığa çare olacağı öngörülmüş. Aksaklıklar elbette olabilir. Ancak hiçbir aksaklığın bugünden daha kötü olamayacağı, gerekli değişikliklerin he zaman yine milletimiz ve onun iradesinin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yapılabileceği kanaatindeyiz." şeklinde konuştu. 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol