Mustafa Destici'den Flaş ''Muhsin Yazıcıoğlu Davası'' Açıklaması!

''SUYU ÇOK BULANDIRANLAR OLDU''

Şehit Muhsin Yazıcıoğlu'nun vefatıyla ilgili sorulan sorulara da yanıt veren BBP Genel Başkanı Mustafa Destici ''Merhum Şehit Muhsin Başkanım ve O'nunla birlikte hayatını kaybeden dönemin Sivas İl Başkanı Erhan Üstandağ'ı, İl Başkan Yardımcısı Yüksel Yancı'yı, Belediye Meclis Üyesi Adayımız Murat Çetinkaya'yı, Muhabir İsmail Güneş'i rahmetle anıyorum. Siz ''Kaza'' dediniz. Biz bugüne kadar ''Kaza'' kelimesini kullanmadık. O günden bugüne kadar da ortada bu kadar şüphe dururken biz bu sürece kaza demedik. Bunlar tamamen aydınlatılıp, hukuki süreçler tamamlanmadan da bu kelimeyi kullanmayacağımızı ifade ettik. ''Helikopter düştü mü, düşürüldü mü'' aradan 11 yıl geçmiş olmasına rağmen aydınlığa kavuşturulamadı. Bu durum aynı zamanda büyük bir eksiklik, noksanlık büyük bir garabet... Suyu çok bulandıranlar oldu. Bu sürecin anlaşılmaması için çok mücadele verenler, devrede olanlar oldu. Ama biz Büyük Birlik Partisi olarak şehitlerimizin aileleriyle birlikte olayın peşini bırakmadık. Süreç içerisinde bizim gündemde tuttuğumuz ana soruşturma dosyasıyla ilgili 2014 yılında bir takipsizlik kararı verildi. Biz bu karara itiraz ettik ve takipsizlik kaldırıldı. Yaklaşık 2 yıllık bir yeni soruşturma süreci yaşandı.'' dedi. 

''BU AY SORUŞTURMA TAMAMLANMIŞ OLACAK''

Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği helikopterde bulunan cihazlarla 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı almaya giden askerlerin aynı kişiler olduğuna vurgu yapan Destici ''Darbeden 1 ay önce ikinci defa ana soruşturma dosyasına takipsizlik kararı verildi. Tekrar hazırlanarak, darbeden 3-4 gün önce yeniden itiraz ettik. Bizim itirazımızdan birkaç gün sonra 15 Temmuz hain darbe girişimi gerçekleştirildi. O darbe gerçekleştirildiğinde Marmaris'te sayın Cumhurbaşkanımızı öldürmeye ya da kaçırmaya giden ekibin içerisinde, Muhsin Başkan'ın içinde bulundğu helikopterdeki cihazları söken askerlerden ikisi de vardı. Darbe Cuma günü oldu ve Cumartesi günü oraya giden, Muhsin Başkan sevdalısı bir Alperen Polis kardeşimiz beni arayarak bilgi verdi. Dedi ki ''Başkanım biz darbecilere karşı direnmek için dün gece İzmir'den Marmaris'e gittik. Orada bu grubun içerisinde Muhsin Başkan'ın helikopterindeki cihazları söken biri Astsubay birisi Yarbay olan iki kişi çıktı.''Bunun üzerine biz Pazartesi günü, yani darbeden iki gün sonra Karhramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığına giderek bu hususları da ilave edip ek bir soruşturma yapılmasını talep ettik. O soruşturma da başlatıldı. Başsavcılık bu talebimizi uygun buldu. Daha sonra ana soruşturma dosyasıyla bu birleştirildi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında yüksek memurlarla ilgili süren bir soruşturma vardı. Buna da takipsizlik kararı verilmişti. Buna da itiraz ettik ve sadece bir yolu vardı kabul görülmesi için. O da Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma yolunu kabul etmesiydi. Sağolsunlar, sayın Adalet Bakanımız ve Yargıtayımız bunu kabul ettiler. Yargıtay ceza kurulunda görüşülerek oradaki soruşturmaya verilen takipsizlik kararı da kaldırıldı. Bunun üzerine soruşturma yeniden yapıldı ve mahkeme süreci Yargıtay'da başladı. Üç mahkeme gerçekleştirildi. Kayseri başta olmak üzere on civarında il'e ''Muhsin Yazıcıoğlu kurtuldu, geliyor.'' yanlış bilgisini geçen ve şuanda Fetö'den tutuklu olan Emniyet İstihbarat Şube Müdür Yardımcısıyla ilgili dava sürüyor. Bir de Göksun'da da biraz önce bahsettiğim helikopterin üzerindeki cihazları söken şahıslarla ilgili asker ya da sivil kişilerle ilgili de çok komik bir hırsızlık suçu davası sürüyor. Ama bugün geldiğimiz noktada ana soruşturma dosyasındaki soruşturma tamamlanmak üzere. Burada inşallah bu ay içerisinde soruşturma tamamlanmış olacak ve soruşturma dosyasına bağlı olarak dava açılacak. Hem Göksun'da hem de Kahramanmaraş'ta süren diğer davalar da ana soruşturma dosyasıyla birleştirilecek ve olay tüm yönleriyle bir mahkeme sürecine geçilecek. Daha önce verilen takipsizlik kararlarının ardından bu sefer yapılan soruşturma neticesinde inanıyorum ki inşallah dava açılacak ve diğer iki dava da ana  soruşturma dosyasıyla birleştirilecek ve yargılamalar başlayacak.'' ifadeleriyle bu ay çıkacak kararlara dikkat çekti. 

'' CEMAAT VE TARİKATLAR BBP'Yİ HİÇBİR DÖNEM DESTEKLEMEDİ''

Fetullah Gülen'in Fetö terör örgütü lideri olduğunun anlaşılmasından  önce Büyük Birlik Partisi'ne yönelik bir girişimi olup olmadığının sorulması üzerine konuşan Destici '' bu süreçler şunu net olarak ortaya koydu ki; hep güçlü olan, iktidarda olan, iktidara yakın olan sağdan veya soldan siyasi partileri hedeflediğini ve bunları kendi amaçlarını gerçekleştirme noktasında kuzu postuna bürünerek istismar ettiklerini biliyoruz. 1980'den sonra özellikle yoğunlaşarak devam ettiğini görüyoruz. Büyük Birlik Partisinin ya da Merhum Genel Başkanımızın bu konudaki duruşuna ya da tavrına gelince; biz bütün Büyük Partililer bu toplumun bütün değerlerine, bütün yapılarla belli bir mesafe konularak bir siyasi parti, cemaat, tarikat ya da dernek ile mesafesi korunarak elbette ki bir Türkiye gerçeği içerisinde bir takım temaslar, toplantılar her siyasi partide olduğu gibi Büyük Birlik Partisinde de olmuştur. Ama bunun ötesinde özel bir ilişki ya da özel bir yakınlık hiçbir dönemde olmamıştır. Çünkü Türkiye'deki cemaatler, tarikatlar ya da dernekler Büyük Birlik Partisi'ni hiçbir dönemde desteklememişlerdir. Bu sadece Fetö için değil, diğer cemaatler için de geçerli. Ama biz bize oy vermediler diye hiçbir cemaate hiçbir tasavvuf hareketine karşı da bir tavır da sergilemedik. Bu kadar da rahmetli Muhsin Başkanın gönlü zengindi. Size bir örnek anlatayım; bir seçim öncesi Türkiye'nin önemli tasavvuf gruplarından bir tanesi Muhsin Başkanı davet ediyorlar. Diyorlar ki, biz bugüne kadar a, b, c partilerine oy verdik ama umduğumuz gibi olmadı. ''İçlerinde sen en temizsin, en dürüstsün, arkadaşlarında öyle. Biz sana oy vermedik ama sen yine bize saygı gösterdin. Ama söz bu seçimde oyumuzu sana vereceğiz.'' demişler. Muhsin Başkan oy talep etmiyor, istemiyor kendileri davet ediyorlar. Seçim geçiyor tabi oy vermiyorlar. Muhsin Başkanı tekrar davet ediyorlar. Diyorlar ki ''Başkanım evet biz seçimden önce sana söz verdik. Fakat kendi arkadaşlarımız içerisinde bir değerlendirme yaptık. Neticesinde çoğunluk size değil de bir başka partiye oy verilmesini istedi. Hatta size oy verilmesini söyleyen arkadaşlara da başka partiye oy verdirdik. Bize hakkınızı helal edin.'' diyorlar. Onun üzerine oradan birisi diyor ki ''Muhsin Bey de çok dürüst. Siyasetçi dediğin de söğüt dalı gibi olmalı. Rüzgar esince eğilebilmeli.'' Muhsin Başkan tarihi bir cevap veriyor ''Bunu bana normal bir halk söyleseydi ben bunu anlayabilirdim. Ama bunu bana Allah'ın yolundan gittiğini söyleyen, Allah'ın kitabını, Peygamber'in sünnetini hayat nizamı olarak seçen bir topluluk diyor ki Allah kitabında Emrolunduğun gibi dosdoğru ol derken, siz benim söğüt dalı gibi savrulmamı istiyorsunuz. Ben oy vermediğinize değil, bu sözünüze üzüldüm'' diyor. Muhsin Başkan böyle bir insandı. Böyle bir lider, hedefi doğruluk, dürüstlük...'' ifadelerine yer verdi.

''MUHSİN BAŞKAN İKTİDAR OLSA TÜRKİYE BAŞKA BİR POZİSYONDA OLURDU''

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun hedefinin tüm dünya mazlumlarının mağduriyetlerinin giderilmesi olduğuna dikkat çeken BBP Lideri Destici ''Elbette ki hedefiydi Türkiye'de iktidar olmak. Ve O iktidar olsaydı Türkiye tabii ki başka bir pozisyonda olurdu. Sebebi ne olursa olsun. Yine rahmetli Genel Başkanım ile gece üçlerde beşlerde çok yolculuğa çıkmışlığımız vardır. Bazen koruma da olmazdı. En son biz Sivas mitinginden geldik. Miting ayın 21'indeydi. Başkan Ordu tarafından gelmişti. Biz Ankara'dan gittik. Ben genel başkan yardımcısıydım. Önce miting alanına gittim, baktım canlı yayın aracı yok, gelmemiş. Sonra anlaştığımız ajansı aradım ve dediler ki ''Bize Pazar günü diye söylendi'' Önce Pazar'dı sonra Cumartesi'ye alınmış. Ajansa haber verilmemiş. Bizim için en önemli miting. Kazanma adına tek iddialı olduğumuz il Sivas. Başkanın memleketi. Büyük Birlik Partisi'nin Söğüt'ü, kalesi.. Bunun üzerine Başkanın yanına gittim, durumu anlattım. Allah bize yardım etti. O gün Sivas-Beşiktaş maçı varmış. Pek çok kanalın canlı yayın aracı var orada. Biz tabi bir iki tanesinden rica ettik yardımcı olmadılar. Ama sağolsun bir kanalımız hiçbir ücret talebinde bulunmadan bizim mitingimizi yayınladılar ve Başkan çok mutlu oldu. Mitingden sonra Sivas-Beşiktaş maçına gittik. Saat geç oldu tabi. Gece çıktık; şoför, şoförün yanında Sivaslı ama Ankara'da memur olan bir arkadaşımı, arkada da Başkan ve ben. Yanımızda Polis yok, koruma aracı yok, hiçbirşey yok. Gece 03.30'da Yozgat'ta bir çorbacıda çorba içtik. Fotoğrafımız orada hala duruyor. Sabah 08:00'de tekrar Başkanı aldık. Önce Günyüzü'ne mitinge gittik. Sonra Başkan'ı süratle havaalanına yetiştirdik ve uçakla İstanbul mitingine gitti. Oradan gece Erzurum'a geçti. Orada programlar yaptı. Ertesi gün Bayburt. Sonra bir gün Sivas'ta kaldıktan sonra işte hadisenin olduğu günü yaşadık.'' sözleriyle Büyük Birlik Partisi'nin ve merhum Yazıcıoğlu'nun zorlu siyasi yolculuğuna dikkat çekti. 

''MUHSİN BAŞKAN'IN GERİDE BIRAKTIKLARINA SAHİP ÇIKMAKLA YÜKÜMLÜYÜZ''

Muhsin Yazıcıoğlu'nun inandığı yolda yürüdüğünü ifade eden Mustafa Destici ''Rahmetli Muhsin Başkan inandığı bu yolda yürüdü. Hepimize örnek olacak ''Haksız davalarda milyonlara baş olacağıma, haklı davamda tek başıma yürümeyi tercih ederim.'' sözünün gereği olarak tek başına da kalsa doğru bildiği yolda yürüdü. Bu siyaset yolu kolay değil. Ayrılıyorsunuz, parti kuruyorsunuz, başlangıçta sizinle olacağını söyleyen insanların daha bir kısmı yola çıkmadan, bir kısmı ilk seçimde başarı gelmeyince terk ediyor. Biz de yaşıyoruz. Hazine yardımı almıyorsunuz, bütün yük üzerinizde. Rahmetli Muhsin Başkan'ın orada yola çıkarken söylediği bir söz var. ''Elbette biz tedbiri alacağız. Tedbirle yükümlüyüz. Ama tedbir takdiri bozmaz'' derdi. Nihayetinde Muhsin Yazıcıoğlu inanmış, tam anlamıyla iman etmiş bir Mümindi. Bugün yaşasaydı Türkiye için büyük bir kazanç, Büyük Birlik Partimiz, partimizin idealini gönlünde taşıyan her bir Alperen için, hareketimiz için, Türk-İslam coğrafyası için kazançtı. Muhsin Başkan vefat edince sadece Türkiye'deki Alperenler değil; Batı Trakya'daki de, Azerbaycan'daki de, Kırım'daki de, Gazze'deki de, Suriye'deki de... Ben Gazze'ye de gittim, Suriye'ye de gittim, Batı Trakya'ya her sene gidiyorum, Makedonya, Bulgaristan, Azerbaycan, Kırım'a gidiyorum. Neden? Çünkü bize öyle bir miras bıraktı ki, biz davası başta olmak üzere O'nun geride bıraktıklarına sahip çıkmakla yükümlüyüz. Dava sürecinde de başından sonuna kadar takip ettik, bundan sonra da takipçisi olmaya devam edeceğiz.'' ifadelerini kullandı. 

''BİR ZAMAN AŞIMINA MÜSADE ETMEYECEĞİZ''

Programın sunucusu Faruk Aksoy'un Muhsin Yazıcıoğlu'nun vefatıyla ilgili ''Fetö'yü mü işaret ediyorsunuz'' diye sormasının üzerine Destici ''Bunu hukuk ortaya koyacak. Ne yaşandığını, hataysa kimlerin hatası, ihmalse kimlerin ihmali, kusursa kimlerin kusuru, kasıtsa kimlerin kasıtı olduğunu hukuk ortaya koyacak. Biz bu konuda hukuk içerisinde hiçbir noktasını atlamadan takipçisi olduk. Takipçisi olmaya devam edeceğiz. Bu süreçte sayın Adalet Bakanımızın, Adalet Bakanlığı yetkililerinin, Yargıtay'ın, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının ve şuan dosyayı soruşturan hakimlerin, savcıların hepsinin gayretiyle olacak bu iş ve neyse ortaya çıkarılacak. Bize düşen tüm şüpheden ortadan kaldırılıp, mesele tam anlamıyla aydınlatılıncaya kadar takibimiz sürecek. Burada bir zaman aşımına da müsade etmeyeceğiz. '' şeklinde konuştu. 

''BUNDAN SONRA ÖYLE OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM''

Yargı sürecinde müdaheleler olup olmadığının sorulması üzerine Destici '' Zaten bunlar olmasaydı bu kadar sürmezdi. Bugüne kadar bu hadise hukuk içerisinde, en azından eldeki belgeler, bulgular, deliller kısmıyla dava açılarak bitirilmiş olurdu. Diğer aydınlanamayan durumlarla ilgili de soruşturma yine devam ederdi. Bundan sonra öyle olacağını düşünüyorum. Öyle olması gerektiğini düşünüyorum doğrusu. Yani yakaladığınız noktalarla ilgili dava açılacak, devam edecek. 20-30 yıl süren, çöz,me kavuşturulamayan olaylar var. Yargı bir dönem suistimal edildi ama şuan emin ellerde olduğunu düşünüyorum. Yargı daha önce anayasamıza göre sadece bağımsızdı. Son sistem değişikliğiyle birlikte buna tarafsızlık ilkesi de eklendi. Bunu söylerken birileri bana ''Sayın Destici siz şuan yargının tam bağımsız ya da tam tarafsız hareket ettiğini mi düşünüyorsunuz?'' diyebilir. Ben de yüzde yüz böyle olduğunu düşünmüyorum ki yargıya olan güvenin düşüklüğünü yargının başındakiler de ifade ediyor. Ama son yıllarda yargıya olan güvenin de arttığını görmezlikten gelemeyiz. Yargının anayasada yazdığı gibi hem bağımsız hem de tarafsız olarak yoluna devam edebilmesi için, adaletin tam olarak tesis edilmesi için üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğünün sağlanması adına, bütün bu karanlık noktaların hukuk içerisinde ortaya çıkarılması adına da hepimizin hem yargıyı rahat bırakmamız, hem de destek olmamız gerektiğini düşünüyorum'' sözleriyle yargı bağımsızlık ve tarafsızlığının önemine vurgu yaptı. 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol