Mustafa Destici Dünyanın Önündeki En Büyük Küresel Sorunu Açıkladı!

Son günlerde yaşanan terör ve polise karşı suçlara değinerek sözlerine başlayan BBP Lideri Destici, şehit olan Asker ve Polislerimize rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı dilerken birlik çağrısını da yineledi. Destici, Siirt Pervari'de askerleri kurtarmak için mücadele eden Pervari halkına da teşekkür etti. Konuyla ilgili sözlerini sürdüren Mustafa Destici, ''Bu milletin evlatlarına tetik çeken elleri de tek tek kıracağız'' ifadeleriyle teröre ve destekçilerine sert tepki gösterdi. 

Yeni normal hayat, ABD'de yaşanan olaylar, siyasi partiler kanunu ve seçim tartışmaları, darbe söylentileri başta olmak üzere siyasi ve sosyal konularda değerlendirmelerde bulunan Destici, milletin sorunlarına yönelik açıklamalarda da bulundu. 

''REHAVETE KAPILMAMALIYIZ''

Kovid-19 Pandemi süreci ve tedbirleri nedeniyle alışık olmadığımız bir Ramazan Ayı ve Bayramı geçirdiğimizi ifade eden BBP Genel Başkanı '' Yaşayan hiçkimsenin daha önce şahit olmadığı ve hiçbirimizin görmediği bir Ramazan Ayı ve Ramazan Bayramı yaşadık. Ramazan Ayı boyunca ve Ramazan Bayramında yakınlarımızla, sevdiklerimizle ve büyüklerimizle bir araya gelemedik. Teravih, Cuma ve Bayram namazlarını birlikte eda edemedik. Ama Elhamdülillah artık camilerimiz açıldı ve Cuma Namazı başta olmak üzere cemaatle namazlarımızı kılmaya da başladık. En büyük üzüntümüz ise yaşanan salgın dolayısıyla 4500 vatandaşımızın hayatını kaybetmesi oldu. Bu süreçte hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, şuanda tedavisi süren vatandaşlarımıza da acil şifalar diliyorum. Bu süreçte hükümetimizin ortaya koyduğu tavır, sağlık personellerimizin özverili gayretleri, güvenlik güçlerimizin fedakar çalışmalarından dolayı da kendilerine teşekkür ediyorum. Türkiye dışında ki gelişmeleri de dikkatle takip ediyoruz. Dünya genelinde tespit edilebilen ölüm sayısının 400 bine yaklaştığını gözlemliyor, bu vesileyle tüm dünya milletlerinin acısını da paylaştığımızı ifade etmek istiyorum. Yaşanan süreçte salgınla mücadelede devletimizin diğer devletlerle kıyaslandığında büyük bir başarı göstermesinden duyduğumuz memnuniyeti de ifade ediyorum. Onlar ve duyarlı vatandaşlarımız sayesinde bugün geleceğe daha güvenle bakabiliyoruz. En büyük teşekkür dehem hükümetin hem de sağlık bakanlığının aldığı tedbirleri azami derecede uyan başta 65 yaş üstü, elleri öpülesi büyüklerimiz olmak üzere 20 yaş altı gençlerimiz olmak üzere tüm vatandaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum. 1 Haziran itibariyle yeni normal diye adlandırdığımız bir sürece geçtik. Şehitlerarası seyahat, çalışma hayatı ve işletmeler üzerinde birçok tedbir şimdilik kaldırıldı. Umuyor ve diliyoruz ki hastalığa ait rakamların ivmesi bu şekilde devam eder. İnşallah hiç kimsenin Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybetmediği bir sürece biran önce ulaşırız. Ama bunun için tabiki asla rehavete kapılmamalıyız. Maske, sosyal mesafe ve hijyeni hiçbir zaman bırakmamalıyız. “Aşı ya da etkisi kesinleşmiş bir ilaç kullanıma girene kadar” uymamız gereken kuralları ve dikkat etmemiz gereken tedbirleri ihmal etmemeli; azami gayret göstermeliyiz.'' ifadelerini kullandı. 

''ÜRETİLERİMİZE KREDİ FAİZSİZ VERİLMELİ''

Pandemi sürecinin ekonomiye etkilerine de değinen Destici ''Tüm dünyada olduğu gibi, pandemi, ülkemizde de sosyal hayatı, dolayısıyla ekonomiyi ciddi bir şekilde etkiledi. Son açıklanan ekonomik tedbirleri diğer ülkelerle kıyasladığımızda çoğu ülkenin ekonomisi çürürken, ülkemizin büyümeyi yakalamış olması da bu sürece rağmen başarıdır. Ama burada dikkat çekmek istediğimiz bir husus; bugün açıklanan kredi ve destekleri gördük. Biz önceliğin üretime verilmesini arzu ediyoruz. Çünkü tüketim toplumu olmaktan aslında bu dönemde biraz uzaklaştık ve milletimiz çok gereksiz harcama yaptığını farketti. İnsanımızı tekrar bu gereksiz harcamalara yönlendirmemeliyiz. Tam tersine üretime yönlendirmeliyiz. Tarım ve gıda başta olmak üzere, biz üretimi desteklemeliyiz. Üreticilerimize kredileri sıfır faizle vermeliyiz. Tüketiciye düşük faizle veriliyor ama bakıyoruz üreticiye de aynı oranlarla veriliyor. Tüketici ve üreticiye aynı faizle kredi verilmez. Bizim çiftçilerimiz başta olmak üzere, enerji üreticilerimize, kim üretiyorsa hibe destekleri devam etmeli ama krediler de sıfır faizle verilmeli.Bu zorlukları yine milletçe el ele vererek, dayanışma içinde atlatacağız. Hepimize düşen önemli görevler var. Devlet, bütün kurumlarıyla yaşadığımız zor günlerin yaralarını sarmaya çalışırken, fert fert hepimiz, en yakınlarımızdan başlamak üzere şartlardan olumsuz etkilenenlerin mağduriyetlerini paylaşmalı, millet olarak dayanışma içinde olmalıyız. Yaşama gayemiz olan inançlarımız da milletimize, ülkemize ve gelecek nesillere karşı sorumluluklarımız da bunu gerektiriyor. Yine bundan sonrasıyla ilgili, devlet olarak da toplum olarak da benzer durumlara karşı daha hazırlıklı olmalı, ailelerimizden günlük hayatımızı, devletin işleyişinden geleceğe yönelik planlarımızı da yaşadıklarımızı dikkate alarak yeniden dizayn etmeliyiz. Zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Terör başta olmak üzere çözmek zorunda olduğumuz çok sayıda problemimiz var. Problemlerimiz ancak çalışarak, üreterek, birbirimize kenetlenerek ve dayanışma içinde aşabileceğimiz asla unutmamalıyız. Bilimin ışığında ve değerlerimizin rehberliğinde; gelişen, dış etkilerin zararlarına karşı dirençli, güçlü, planlı, dayanışma içinde bir devlet ve millet olmak zorundayız. Bunu gerçekleştirecek güce de potansiyele de imkanlara da sahibiz.'' şeklinde konuştu. 

''ABD DÜNYANIN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK KÜRESEL SORUNDUR''

ABD'de siyahi bir vatandaşın öldürülmesinin ardından başlayan olaylarla ilgili de değerlendirmelerini ifade eden Destici '' Tüm dünyayla birlikte ABD’de yaşanan olayları takip etmeye çalışıyoruz. Polisin siyahi bir Amerikalıyı kameralar önünde boğarak öldürmesini, tüm dünyayla birlikte ibret ve dehşetle izledik. Yaşanan olayın korkunçluğu; katil polis memurunun, ancak insanların sokaklara dökülmesi ve her yeri savaş alanına çevirmesinin ardından ancak 3 gün sonra tutuklanması ve olayla ilgili başsavcının (Hennepin Bölgesi Başsavcısı Mike Freeman), “polis memurunun üçüncü derecede cinayet ve taksirle adam öldürmeden yargılanacağını” açıklamasıyla kat be kat arttı. 2. Dünya Savaşı’nın ardından “dünyanın küresel askeri gücü” olmaya ve “dünyanın jandarmalığı”na soyunan ABD’nin, dünyanın her tarafında gerçekleştirdiği veya neden olduğu insan hakları ihlalleri, sadece -ülke ve siyasi parti olarak- bizim değil, tüm dünyanın şikayet ettiği, lanetlediği ve kurtulmaya çalıştığı bir olgu olarak gündemden hiç düşmedi. Uluslararası iletişim kanalları ve haber kaynakları üzerinde ABD’nin etkisini de dikkate aldığımızda; ABD’nin kendi vatandaşlarına yaptığı muameleyi görünce; işgal ettiği veya müdahale ettiği topraklardaki insanların, özellikle farklı ırklardan, milletlerden ve dinlerden insanların durumlarıyla ilgili insan hakları ihlallerini de yeniden değerlendirmek gerektiğini düşünüyoruz. ABD dünyanın önündeki en büyük küresel meselelerden biridir. Bu konuda dünya devletleri vemilletleriyle birlikte, ABD seçmenlerine de büyük sorumluluklar düştüğü kanaatindeyiz. Pandemi sürecinde yıllardır dile getirdiğimiz tezlerimizin doğruluğuna bir kez daha şahit olduk. ABD, başta ortadoğu olmak üzere tüm dünyada milyonlarca insanın canları, kanları ve gözyaşları pahasına gayri meşru yollarla elde ettiği ve gasp ettiği zenginlikleri halkına değil, yine ülkesindeki imtiyazlı azınlıklara taşımış ve taşımaya devam etmektedir. Bu durum özellikle Covid-19 salgını esnasında bütün açıklığıyla tüm dünyayla birlikte yeniden gördük. En çok ölümün ve mağduriyetin olduğu, insanların ölüme terk edildiği ülkelerin başında ABD olduğunu gördük. '' ifadelerini kullanarak ABD yönetime karşı topyekün tavır koyulması gerektiğini vurguladı. 

''POLİTİK ÇIKAR GÖZETMEDEN ÇALIŞMA YAPILMALI''

Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Kanunu konusunda daha adaletli bir çalışma yapılması gerektiğini savunan Destici ''Covid-19 pandemisine, bunun ülkemiz ve tüm dünyadaki olumsuz etkilerine rağmen, bir süredir, ülkemizde, “sistem”, “darbe” ve “Seçim ve Siyasi Partiler Kanunları”na dair tartışmalara şahit oluyoruz Özellikle seçim yasasına dair tartışmaların uzamasının ve herhangi bir uzlaşma yahut iyileşmeyle sonuçlanmamasının, tartışmaların taraflarının konuya, “kurallar ve prensipler”den çok “kendi durumları avantaja dönüştürme” açısından yaklaşmaları nedeniyle gerçekleştiğini düşünüyorum. Öyle ki, gazete arşivlerini karıştırdığımızda seçim sistemine dair tartışmalarda, hemen her partinin, birbiriyle çelişen söylem ve davranışlarına rastlamak mümkün. Konuyu “kurallar ve prensipler” üzerinden tartışmak mecburiyetindeyiz: Seçim sistemleri, milletin eğilimlerini “en doğru şekliyle” idareye taşıma fonksiyonunu yerine getirmelidir. Bunun yanı sıra cari olan ve geçmişteki anayasalarda yer alan “temsilde adalet ve yönetimde istikrar”ı sağlıyor olabilmeleri, seçim kanunları yapılırken dikkat edilecek en önemli hususlardan bir olmalıdır. Son yapılan değişiklikle, cumhuriyetin ilk yıllarından beri, karşılaştığımız ve olumsuz etkilerini fazlasıyla yaşadığımız problemleri önemli ölçüde çözmüş görünüyoruz. Bizim de desteklediğimiz Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi’nin milletimiz tarafından kabul edilmesinin ardından, kabul etmeliyiz ki, toplumun hemen hemen tüm kesimleri, sandıktaki varlıklarına yakın oranlarda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil ediliyorlar. Bu açıdan “temsilde adalet” vatandaşlarımızın oylarının zayi olmaması ve temsilcilerinin Meclis’e taşınması açısından sağlanmış görünüyor. Diğer taraftan, Cumhuriyet tarihinin karakteristik hastalıklarından olan erken seçimler, ortalama 1,5 yıl bile görev yapamayan kısa ömürlü hükümetler, istikrarsızlık, sık sık yapılan seçimler yüzünden varlığımızın, istikbalimizin, popülizme ve günlük politikalara kurban edilmesi sona ermiş görünüyor. Elbette eksiklerimiz var, bunu yine birlikte, sistem içerisinde ve “pozisyonumuza avantaj sağlamayı”, “günlük çıkarlara göre tavır almayı” ya da” “politik çıkarlar sağlamayı” düşünmeden, adaleti, hukuku ve millet iradesini esas alarak gerçekleştirmek zorundayız. Hukukun içerisinde ara yollar bulmak, kuralların kenarından dolanmak veya hülle gereçleri oluşturmanın, aslında kısa vadede avantaj gibi görünmesine rağmen buy yolu tercih edenlere uzun vadede büyük zararlar verdiğine, geçmişte sayısız kez şahit olduk. Bu yöntemler, geçmişte sadece o siyasi partileri ve kadroları değil, bütünüyle siyaset kurumunu ve parlamentoyu da itibarsızlaştırdı, inanılırlığına, güvenilirliğine zarar verdi. Demokrasinin ve millet iradesinin önüne konulan engellerin ise yine geçmişte amacına ulaşmadığı gibi, bütünüyle devlete, millete, demokrasimize, siyaset kurumuna ve parlamentomuza zarar verdiği kanaatindeyim. Yeni sistem içerisinde, aynı bakış açısıyla seçim barajlarının, fonksiyonlarını kaybettiği, tümden kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz. Yeni sistemde, %10’luk seçim barajının varlığının herhangi bir anlam taşımaması bir yana, 600 üyeli parlamentoda, baraj sebebiyle herhangi bir partinin Meclis’te yer almamasının, barajın varlık sebebi olarak önümüzde duran “yönetimde istikrar”ı nasıl etkileyeceği de izaha muhtaç bir durumda yer almaktadır. Ayrıca devletin siyasi partilere yaptığı hazine ve seçim yardımları yeniden gözden geçirilmeli, Anayasa’mıza da aykırı olduğunu düşündüğümüz mevcut adaletsiz durum değiştirilmelidir. Şöyle ki; seçime katılmanın ağır ve katı kurallara bağlı olduğu ülkemizde, “seçim yardımı”nın, seçime katılma hakkı kazanmış siyasi partilerimizin bir kısmına verilmemesi, adaletsiz olduğu kadar bir demokrasi ayıbıdır.'' ifadelerini kullanarak demokratikleşme çağrısında bulundu. 

''HDP KONUSUNDAKİ TAVIR SAMİMİYETSİZ GÖRÜLÜYOR''

''Seçime katılmanın ağır ve katı kurallara bağlı olduğu Türkiye'de, seçim yardımının, seçime katılma hakkı kazanan siyasi partilerin bir kısmına verilmemesinin adaletsiz olduğu kadar "demokrasi ayıbı" olduğunu vurgulayan Destici, "Kamuoyunun, bazı siyasi partilerin 'Terörün uzantısıdır.' dediği bir partinin, Hazineden yardım almasını birileri bize açıklasın. Hadi kapatmıyorsunuz ki Anayasa'ya ve yasalara göre kapatılması gerekir. Peki seçim yardımından men edemiyor musunuz? Bir taraftan 'Terörün uzantısı, PKK'nın partisi' diyeceksiniz diğer taraftan kepçeyle para aktaracaksınız. Bunu milletimiz samimiyetsiz görüyor." ifadelerini kullandı.

Siyasi partilerdeki olağanüstü kurultay taleplerinin, bazı partilerde görüldüğüne işaret eden Destici, şöyle devam etti: "Yüzde 50+1 imza isteniyor. Adam yarıdan bir fazla delegesinin imzasını alıyorsa kongre yapmaya gerek yok ki direkt genel başkan olsun zaten. Bunun daha demokratik bir düzeye indirilmesi lazım. Genel başkan adaylıklarıyla ilgili talepler. Bunların yasal olarak güvence altına alınması gerekiyor. Siyasi Partiler Kanunu ile Seçim Kanunu'nu demokratikleştirmeliyiz. Toplumda partileri, siyaseti, Meclisi itibarsızlaştıran milletvekili transferlerine de elbette bir ayar vermek zorundayız." Erken seçim tartışmalarına da değinen Destici, "Erken seçime bugün için ihtiyaç da yok, bir talep de şahsen görmüyorum. Seçimlerin Anayasa ve yasayla öngörülen zamanda yapılması gerektiğini düşünüyorum." şeklinde konuştu.

Bu tartışmaların eski sistemden bugüne taşınan alışkanlıklardan olduğunu ifade eden Destici, "Türkiye'ye istikrar lazım, erken seçim kararı bu istikrarı bozar. Seçim demek kutuplaşma, keskin ayrışmaların yeniden gündeme taşınması ve kaşınması demektir. Daha üç yıl varken Türkiye'yi seçim havasına sokmanın yanlışlığını ifade ediyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Destici, darbe tartışmaları olduğuna işaret ederek, "En büyük sorumluluk siyasetçilerimizde. Siyasetçilerimizin her biri, darbe kimden gelirse gelsin ve kime karşı yapılırsa yapılsın BBP gibi net bir duruş ortaya koymak zorundalar." dedi.

'' İNTERNET DÜZENLEMESİ ŞART''

Son günlerde provokasyon kokan adli vakaların sıklıkla yaşandığına dikkati çeken Destici, "İzmir'de camilerimizden Çav Bella okunmasıyla başlayan, dün Etimesgut'ta rastladığımız menfur saldırı ve bunların sosyal medyadaki sunuş biçimi hepimizi endişelendirmektedir." diye konuştu.

Destici, Etimesgut'ta ezan okunurken yüksek sesle müzik dinleyenleri uyardığı için hunharca öldürülen Barış Çakan'a Allah'tan rahmet, ailesine sabır dileyerek, "HDP'nin terörün ve PKK'nın uzantısı olduğunu, milletimizin etnik farklılıklarını nasıl istismar ettiğini orada da gördük. Kürt vatandaşlarımızı galeyana getirmek istediler, sokağa dökmeye çalıştılar. Elbette bunların hukukta bir karşılığı olmalı." dedi.

İnternet üzerinden yayınlanan organize yalan haberler, kamu güvenliğine ve kişilik haklarına yapılan saldırılar konusunda Türkiye'nin dünyada ilk sırada yer aldığını aktaran Destici, şunları söyledi "İnternet yayıncılığı ve sosyal medya üzerinden işlenen suçlarla ilgili düzenleme yapılmasına acilen ihtiyaç var. Sosyal medya üzerinden kamu güvenliğine yönelik organize eylemlerin yanında Türkiye'de faaliyet gösteren ve ülkemizde büyük reklam gelirleri elde eden sosyal medya platformlarının Türkiye'de temsilcilik dahi bulundurmaması, mali kayıpların yanında suça ve suçluya erişme noktasında da zaaflara sebep olmaktadır. Meclis'in gelecek dönemde üzerinde öncelikle çalışması gereken konulardan birinin bu olması gerektiğini düşünüyorum."

Gazetecilerin de sorularını yanıtlayan Destici, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "Daha baskıcı bir OHAL peşindeler." sözü hatırlatılarak değerlendirmesinin sorulması üzerine, "Böyle bir şey olacağına ihtimal vermiyorum. Kemal Bey, bunu hangi duyuma ya da bilgiye göre açıkladı. Bunu açıklaması gerekir. Ne devletin ne hükümetin ne de Cumhur İttifakı'nın gündeminde böyle bir şey yok. OHAL diye bir şey yok." karşılığını verdi.

Baroların yapısı ve seçimi konusundaki düzenlemeye ilişkin soru üzerine Destici, barolarla ilgili yasal değişikliğe ihtiyaç olduğunu belirtti.

Tekliflerinin, barolarda seçimlerin nispi sistemle yapılması olduğunu bildiren Destici, "Çoğunlukçu sistemin değiştirilmesi lazım. Bunu destekliyoruz ve böyle yapılmasını arzu ediyoruz. Baro bir siyasi parti değildir, bir sendika da değildir. Baronun yargı içerisinde bir konumu var. Bunu bozmak, hafifletmek, zedelemek doğru değil. Tekli baro sistemi devam etmeli ama seçimlerde nispi seçime geçilmelidir. Demokrasi orada da iletilmelidir." değerlendirmesinde bulundu.

Destici, tedavi gördüğü hastanede vefat eden kapatılan Refah Partisi'nin kurucu üyesi ve eski Genel Başkanı Ahmet Tekdal'a Allah'tan rahmet, ailesine başsağlığı diledi.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol