Mustafa Destici'den Flaş Açıklama: BBP Seçimlere Kendi Amblemiyle Girecek!

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici'nin  açıklamalarından en dikkat çekici olanı ise partisinin seçimlerde kendi isim ve amblemiyle yer alacağını açıklaması oldu. Detaylar haberimizde;

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici evlilik yıldönümünün hatırlatılması  sebebiyle eşi Şükriye Destici hanıefendiye emekleri için teşekkür etti.  Koronavirüs'e yakalanan danışmanı Tolga Aral ve ailesine de geçmiş olsun  dileklerini ileten Destici, Türkiye'nin bu süreçte ki başarısından ötürü  de tüm sağlık çalışanlarına ve yetkililere teşekkür ederken, tedavi  sürecinde hiçbir ayrım yapılmadan tüm vatandaşlarımıza aynı hizmetin  sunulduğunu söyledi. 

''AYASOFYA'NIN İBADETE AÇILMASINA HİÇBİR ENGEL YOK''

İstanbul'un Fethi'nin 567. yılı nedeniyle konuşan Destici ''Öncelikle  Diyarbakır Bağlar'da açılan ateş sonucu şehit olan polisimiz Atakan  Arslan'a ve diğer şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Öte yandan  dün biliyorsunuz İstanbul'un Fethinin 567. yıldönümünü büyük bir coşkuyla  kutladık. Ben Fatih Sultan Mehmet Han başta olmak üzere bu fetihte emeği  olan ecdadımızı rahmetle anıyorum. Ayasofya'da Fetih Suresi okunması  gerçekten hepimizi duygulandırdı. Ama bizim beklentimiz Fatih Sultan  Mehmet Han'ın mirasına da sahip çıkarak ibadete açılmasıdır.  İznikte de bir Ayasofya camisi var. Aslında herkesin görmesi lazım.  Geçtiğimiz yaz ben ailemle birlikte özellikle ziyaret ettim. Orada da bir  Ayasofya camisi var. Konsüllerin toplantığı mekan olarak da biliniyor.  Orası da çok uzun süre kapalı kalmıştı. Daha sonra bu iktidar döneminde  açıldı. Zamanında Süleyman Demirel gittiğinde oradaki vatandaşlar  ''Burayı açın'' diyor. O da sus işareti yapıyor. Hiç oralı olmuyor ama bu  dönemde açıldı. Aynı şartlar orada da var. Ve dolayısıyla da cami olarak  hizmet vermesinde bunlar engel değil. İstanbul fetih olunmuş bir şehirdir  ve Fatih'in vasiyeti vardır. Bize düşen bir müslüman olarak, ecdadımıza  karşı görevimizi yerine getirmek boynumuzun borcudur. Bu tür yapıların  camiye dönüştürüldükten sonra yeniden müze yapılması fethin ağırlığını da  almaktadır. Çünkü bu yapılar aynı zamanda bir sahiplenme iddiasını da  ortaya koyar. Bakınız, Lozan Barış Antlaşmasında Yunanistan Edirne'yi de  talep ediyor. Edirneyi de talep ettiğinde İngiliz Elçisinin verdiği bir  cevap var. Diyor ki '' Tamam. Edirneyi size verelim de Selimiye'yi nereye  koyacağız diyor. Dolayısıyla da bizim bu tür yapıları yüzde yüz  sahiplenip kazandırıldığı haliyle devam etmesi gerekir. '' şeklindeki  ifadeleriyle Ayasoya'nın ibadete açılması gerektiğini savundu. 

ABD'de de Gearge Floyes isimli siyahi bir kişinin öldürülmesi neticesinde  yaşanan olaylarla ilgili de konuşan Destici '' Polis tarafından bir zenci  vatandaş öldürüldü. Irkçılığın her türlüsünü reddediyorum. Ve oradakilere  bakarak, bizim polisimize de ne kadar teşekkür etsek az diyorum. '' dedi. 

''DEMOKRATİK BİR SEÇİM VE SİYASİ PARTİLER KANUNU YAPMALIYIZ''

Siyasi partiler kanununda bir değişiklik yapılması ihtimalinin sorulması  üzerine de yorumda bulunan BBP Lideri Destici '' Biz Türkiye'de siyasi  partiler kanununun mutlaka değiştirilmesi gerektiğini savunuyoruz.  1950'ye kadar CHP çoğunluk sistemini savunuyor. Çünkü işine geliyor. Bir  seçim çevresinde bir oy fazla alan bütün milletvekillerini çıkarıyor.  Düşünün ki İstanbul'da 98 milletvekili seçiliyor. 1 oy fazla alan 98'ini  de alıyor. Şimdi o sistem öyleydi. Demokrat Parti de buna itiraz  ediyordu. 1950'de Demokrat Parti geldi. Bu sefer Demokrat Partinin işine  geldi. 1960'a kadar onlar da bundan vazgeçmedi. Daha sonra, Türkiye nisbi  sisteme geçti. Hatta milli bakiye sistemi bana göre en demokratik  olanıdır. Bir oy bile boşa gitmiyor. 1980 darbesine kadar o uygulandı ve  seçime girmeye hak kazanan tüm partiler mecliste temsil edildiler. 1980  darbesinden sonra bu değiştirildi. Darbe anayasasının ürünü bir seçim  kanunu ve seçim sistemi var. Yüzde 10 seçim barajı var. 1980 sonrasına  baktığımızda Anap bunu değiştirmedi. Fakat Anavatan'a sorsanız değişsin  der. Refah değiştirmedi. Ama hep baraj altı kaldıklarında bundan  şikayetçi oldular. Hazine yardımı daha önce %7 oy alan partilere  veriliyordu. Şimdi %3'e düştü. Ama Seçim yardımı var. Orada da bir  adaletsizlik var. Sadece hazine yardımı alana veriliyor. Biz 1 TL bile  seçim yardımı almadan siyaset yapıyoruz. Halbuki şuan Türkiye'de 5  partiye 1 Milyar yani 900 Trilyonun üzerinde seçim yardımı yapılıyor.  Üstelik HDP gibi terörle bağlantısı bilinen bir parti de bu yardımı  alıyor. Her sene ve seçimlerde de alıyor. Bunların düzeltilmesi lazım.  Siyasi partiler ve seçim kanunlarının demokratikleştirilmesi lazım. Ama  vekil transferlerine baktığınızda, şimdi ben de etik ve ahlaki  bulmuyorum. Güneş Motel hadisesi hala hafızalarımızda. 40 yıl geçti hala bunu konuşuyoruz. Demek ki bu millet tarafından kabul görmemiş kınanmış  bir durum olarak ortaya çıkıyor. CHP bunu İyi Partiyi çok sevdiği için  yapmadı. Kendisine destek verecek bir güç arıyor. Burada da İyi Parti'yi  gördü ve üstelik ağlayarak gitti o vekiller. Peki kendi çizgisinde olan  DSP'ye neden vermiyor? Bu sadece demokrasi ve milli iradenin meclise  yansıması içinse o zaman aynı şartlardaki DSP'ye neden vermedin? Çünkü  DSP kendisinden oy alacak. Halbu ki İyi Parti sağ taraftan oy alacağı  düşüncesiyle bu girişimde bulundular diye düşünüyorum. Bunu da çok doğru  bulmadığımı ifade edeyim. Deva ve Gelecek partileri için de böyle birşey  yapabileceğini Kemal bey açıkladı. Şimdi ben bir kere buna gerek  olacağını düşünmüyorum çünkü seçime üç yıl var ve bu üç yıl içinde ben  inanıyorum ki Deva ve Gelecek partisi de teşkilatlarını kurar var bunlara  gerek kalmaz. Arada bir de vekil transferleri var. Seçiliyor bir ay sonra  partisini değiştiriyor başka bir partiye geçiyor. Biz mesela kendi  kimliğimizle partimizin amblemiyle ittifak yaptık ve meclise girdik. Bu  konularla ilgili birkaç madde üzerinde çalışma yapılıyor. Bir tanesi  seçildikten sonra 1 yıl hiçbir milletvekilinin parti değiştirmemesi  yönünde. Bir ikincisi de seçimlere 1 yıl kalmışsa başka bir partiye  geçemeyecek. Mecliste bulunan bütün partiler bir araya gelerek bir siyasi  partiler ve seçim yasası yapmak zorundayız. Şöyle olursa ben bunu doğru  bulmam. Yani sadece bir seçimlik, partiler kendi siyasi geleceklerini  hesaplayarak bir siyasi partiler yasasında değişiklik yapmak isterlerse  bu doğru olmaz. Burada yapılması gereken tam demokratik kalıcı bir  çalışmadır. Hem temsilde adaleti sağlamamız, hem de yönetimde istikrarı  sağlamamız lazım, hem de siyasetin, milletvekillerinin itibarını  korumamız lazım. Bu yeni sistem temsilde adaleti ve yönetimde istikrarı  sağladı. Aksayan yönler var. Elbette bunları gidermek de boynumuzun  borcu. '' ifadelerini kullanarak Türkiye'nin demokratik bir siyasi  partiler kanununa ihtiyaç duyduğunu söyledi. 

''SEÇİM BARAJI KALDIRILMALI''

Türkiye'de uygulanan seçim barajına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan  Destici '' Türkiye'de seçim barajı sıfır olmalı. Büüyük Birlik Partisi  kurulduğundan beri bunu söylüyor. Hazine yardımı da seçim yardımı da  birbirinden ayrılmalı. Seçime katılan tüm partilere aldığı oya göre,  dağıtılmalı.'' şeklinde konuşarak yardımlar konusunu da gündeme getirdi. 

''üLKENİN ERKEN SEÇİME DEĞİL NORMALLEŞMEYE İHTİYACI VAR ''

Erken seçim sorusunu da yanıtlayan Mustafa Destici '' Ben bir erken seçim  beklemiyorum. Hangi siyasi partiye gitseniz, sorsanız biz seçime hazırız  der. Ama millet seçime hazır mı? Bana göre ülkenin şuan bir seçime  ihtiyacı yok. Zaten bir Koronavirüs salgınıyla mücadele halindeyiz. Önce  bir normalleşmemiz lazım. Ülkemizin ve milletimizin yaralarını sarması  lazım. Milletin gündeminde seçim olmadığını düşünüyorum. Bu üç yıllık  süreci bir tamir ve onarma olarak değerlendirileceğini ve seçimlerin de  zamanında yapılacağını düşünüyorum. Peki neden seçimlerin erkene alınması  bu kadar tartışılıyor? diye sorarsanız. Özellikle cumhur ittifakı  karşısındaki partilerin Koronavirüsle mücadeleyi gölgelemek adına gündemi  değiştirmek olarak görüyorum. Ama seçim olsa da olmasa da seçim kanunu ve  siyasi partiler yasamızı demokratikleştirmemiz lazım. Hukukun üstünlüğünü  hakim kılmamız lazım.'' ifadelerini kullandı. 

''CUMHUR İTTİFAKINA DAVETLE GİRMEDİK''

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendi süresinden ödün vererek seçime gitme  ihtimali yok mdur şeklindeki soruya da yanıt veren BBP Genel Başkanı  Destici '' Sayın Cumhurbaşkanının siyasete girdikten sonraki süreçte hep  tavrı seçimlerin zamanında yapılmasından yana olmuştur. Burada istisnalar  2007 E-Muhtıra verilince seçime gidilmek zorunda kalınmıştır. Hakeza 2016  yılındaki darbe girişimi sonrası elbette ki sistemini değiştirmesi  gerekiyordu. Cumhur ittifakı da o süreçte sokakta kuruldu. Mesela biz  kimsenin davetlisi olarak gitmedik cumhur ittifakına. Biz milleti ve  ülkeyi önceleyerek cumhur ittifakında yer aldık ve destekledik. Yerel  seçimlerde güneydoğu ve doğu başta olmak üzere bütün şehirlerde  destekledik. Büyük Birlik Partisi hem genel hem de yerel seçimlerde bu  anlamda fedakarlık yaptı. Biz fedakarlığı başka bir parti için değil,  ülkemiz, devletimiz ve milletimiz için yaptık. Yine Büyük Birlik Partisi  fedakarlık yapar. Çünkü varoluş felsefesi bu.'' şeklinde konuşarak  partisinin cumhur ittifakına olan desteğine açıklık getirdi. 

''BBP'yi HERKES YANINDA GÖRMEK İSTER''

Bayram'da bütün siyasi partilerle bayramlaşılması nedeniyle BBP'yi tebrik  eden sunucu Kübra Par'ın Büyük Birlik Partisinin %2 civarında bir oyla  kilit parti olduğunu vurgulayarak sorduğu bugünden olası seçimde cumhur  ittifakında ya da diğer ittifaklarda yer alacağız der misiniz şeklindeki  sorusuna da yanıt veren Destici ''Büyük Birlik Partisini tüm ittifaklar  yanında görmek isterler. Ben bunu 2018 seçimleri öncesinde de gördüm. Ama  biz hala şu kanaatteyiz. 15 Temmuz darbe girişiminin etkilerinin  sürdüğünü, sürecin devam ettiğini görüyoruz. 15 Temmuz sonrası devletin  bekası, milletin istiklali ve istikbaline yönelik bu girişime karşı çok  net bir duruş ortaya koymuştur. Bu duruşumuzu da devam ettiriyoruz. Bu  noktada da cumhur ittifakını çok önemsiyoruz. Bazı çevrelerin cumhur  ittifakını 2 partiye daraltma gibi bir takım heves ve girişim içinde  olduklarını görüyor ve doğru bulmuyorum. Bu ittifakın daraltılması değil  genişletilmesi lazım. Partilerle ilişkiye gelince, biz terörün devamı  olan bir partiyle ilişki kuramayız. Buradaki duruşumuz da bundan  kaynaklanmaktadır. Sadece kamuoyu önünde değil, mecliste de her noktada  aynı duruşu sergiliyorum. Malazgirtte 3 oyla kazanmış Ak Parti. Biz aday  koysak orada, Ankaradan aday koysak seçimi HDP alır. Diğer partiler bu  hassasiyeti göstermedi. İlişkilere gelecek olursak da, HDP dışındaki  bütün partilerimizin genel başkanlarıyla diyalog kuruyoruz, konuşuyoruz.  İçlerinde diyaloğa kapalı olan yok mu illa ki var. Ama onları istisna  tutuyorum. Partilerimiz içinde de bunun olması lazım. Çünkü biz hepimiz  Türkiye için varız. Türk milleti için siyaset yapıyoruz. Bunu kimsenin  unutmaması lazım. Hepimizin Osman Gazi'nin Orhan Gazi'ye vasiyetini  unutmamamız lazım.'' şeklinde konuştu. 

'' BBP SEÇİMLERE KENDİ İSİM VE AMBLEMİYLE KATILACAK''

Cumhur ittifakından yana tavır koyulduğu yorumunu yapan Sunucu Kübra Par'a  cevap veren Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici '' Büyük  Birlik Partisi seçimlerde ittifakın diğer yönüyle de kendi adı ve  amblemiyle yer alacaktır. Bizim tercihimiz cumhur ittifakında kendi adı  ve amblemiyle olmasıdır. Büyük Birlik Partisine karşı kamuoyunda bir  perdeleme var. Örneğin bir ankette partimizi diğer içine koyuyorlar. Ama  aynı ankette Ak Parti ve Mhp oyları %42,65 iken üçlü ittifakta %45.90  oluyor. Demek ki Büyük Birlik Partisinin buraya %3 gibi bir katkısı var.  Aslında Büyük Birlik Partisine yer vermek istemeyen anket firması bile %3  puanlık bir katkı sağladığını kabul ediyor. Onun için Büyük Birlik  Partisini hiç kimse yok sayamaz ve saymıyor da zaten.'' diyerek  partisinin seçimlere kendi isim ve amblemiyle gireceğini açıkladı. 

''HER TÜRLÜ TERÖR VE ŞİDDETE KARŞIYIZ''

Son günlerde kiliselere saldırı ve Hrant Dink vakfına tehdit mektubu  gönderilmesine ilişkin de açıklamalarda bulunan Destici ''Bu topraklar  çok farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış. Ben Eskişehir  Sivrihisarlıyım. Benim köyüm Selçuklu köyü. Bin sene önce bizim o  topraklarda biraz yukarımızda farklı medeniyetler var. Şuanda ortaya  çıkıyor. Sivrihisar bir medeniyetler şehri. Anadolunun her tarınfa bunlar  var. Osman Gazi'nin Orhan Gazi'ye vasiyetinde de bu var; İnancından,  düşüncesinden dolayı hiç kimseye bırakın saldırmayı, tehdit etmeyi kaş  bile kaldıramazsınız. Elbette kınıyorum yaşananları. Terör ve şiddet  kimden gelirse gelsin karşısındayız. Özellikle azınlıkların haklarını  garanti altına alırsanız orada demokrasi olur. Hem kiliseleri yapılan  saldırıları hem de Hrant Dink vakfına yapılan saldırıyı kınıyorum. Rakel  hanıma da geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.'' şeklinde konuşarak son  günlerde yapılan çirkin saldırılara karşı da tavrını ortaya koydu. 

''HAK MAĞDURLARININ YANINDA OLACAĞIZ''

Doğu Türkistan, EYT ve Piktesli Öğretmenler konularını da unutmayan  Mustafa Destici '' Doğu Türkistan'da zulüm hala devam ediyor. Türkiyenin  burada mutlaka sesini yükseltmesi lazım. Bir örnek vereyim burada bir  profesör ama ailesi orada olduğu için terörist diye içeriye atılıyor. ABD  temsilciler meclisinin aldığı kararın daha ağırını Türkiye almalı.  Emeklilikte yaşa takılanlarımız var. İlk imkan yakaladığımızda konuyu  gündeme getireceğim. Burada bir hak mağduriyeti var. Diğer konumuz da  Piktes Öğretmenleri. Suriyeli çocukları eğiten öğretmenlerimiz. Aynı  KPSS'ye girmişler, puan almışlar, atanmışlar. Ama maalesef kadroları yok.  Bu süreç bittikten sonra ne olacaklar? Kadroya alınmaları lazım. Bunların  düzeltilmesi lazım.'' ifadelerini kullanarak hak mağduriyetlerini de bir  kez daha gündeme getirdi. 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol